Gemcioğlu Tarım Makinaları Sanayi
 


Hava Durumu
Kahramanmaraş

BU ŞEHİR DE HER GÜN: FARKLI BİR GÜNDÜR.

KAHRAMANMARAŞ

 

KELEBEKLERİN KANAT ÇIRPINTILARININ,

ATLI KARINCALARIN AYAK SESLERİNİN;

SESSİZLİĞİN SESİNİN DUYULDUĞU,

CESUR YÜREKLİ, SICAK İNSANLARIN KENTİDİR

 


KAHRAMANMARAŞ - flash slideshow maker

 

MADALYASI PARLAYAN ŞEHİR

 

Dağın böğrüne sığınmış yürekten bir kale, çelikten bir sevda, yeşilden bir türbe gibi uzaktan karşılamakta bizi Kahramanmaraş. Toros’ların en uç noktası olan ahır dağlarının böğründe sıra sıra dizilmiş evler yeşile boğulmuş gibi durmakta. Dağların zirvelerinde hala kar erimemek için güneşe direniyor. Bahar yeşili ve kar beyazının derinliğinde şehre doğru dalıyor gözlerimiz. Tüm güzelliği ile Kahramanmaraş bizi yüreğine çağırıyor.

Kahramanmaraş Kurtuluş savaşında gösterdiği büyük kahramanlıktan dolayı almış kahramanlık unvanını. Bu sebeple bir elin içinde altın sarısı kahramanlık madalyasının abideleştirildiği anıt karşılıyor bizi, al bayrağın altında.

Şehrin zirvede yapımı devam eden, yapımı tamamlandığında Cumhuriyet döneminde yapılmış en büyük camilerden birisi olacak camiinin silueti şehre farklı bir hava veriyor.

Şehrin yüreğine doğru yol alıyoruz. Biz şehre mi yaklaşıyoruz şehir mi bize pek farkında değiliz. Eski Maraş’ın bulunduğu meydana geldiğimizde yollar kalenin sağından ve solundan olmak üzere ikiye ayrılıyor. Karşımızda ise tüm heybeti bir o kadarda hüzünlü tarihi ile Kahramanmaraş kalesi duruyor. Kahramanmaraş Kaleden seyredilir diyor şehir halkı. Bizde ilk rotamızı Kaleye yönlendiriyoruz.

Kahramanmaraş kalesi şehrin tam ortasında yığma bir tepenin üzerinde kurulmuş. Yapılan kazılarda kalenin üzerinde bulunduğu yığma tepenin Geç Hititler (M.Ö. 9. 8. yy.) zamanından kalma bir şehir (höyük) olduğunu gösteren delillere rastlanmış.

Bugünkü kalenin Romalılar devrinde (M.Ö. 1. M.S. 2. yy) inşa edildiğini tahmin edilmekte. Günümüze kadar bir hayli onarım geçirdiği ise bariz bir şekilde belli olmaktadır. Kale 150x75 m. ebadında dikdörtgen bir plana sahiptir. Kurtuluş savaşında büyük yaralar alan kalenin iç mekanı park alanına dönüştürülmüş. Kahramanmaraşlıların ve dışardan gelenlerin dinlenmek ve serinlemek için uğradığı en güzel mekanlardan birisi kale içi.

Kale tüm şehre hakim gibi, kale surları üzerinde yapılacak bir turla Kahramanmaraş’ın çoğu güzelliklerini görebilme şansımız var.

Kalenin özellikle seyir alanlarından şehrin en işlek meydanın bulunduğu yöne baktığımızda uzakta ovanın içerisinden kıvrıla kıvrıla Ceyhan nehrinin akışını seyredebiliyorsunuz. Gözlerimizi uzaklardan yakına getirdiğimiz zaman şehrin tarihi dokusu gözlerimiz önüne seriliyor. İnce ve zarif minaresi ile Ulu camii ilk göze çarpanlardan.

Yapılış tarihi kesin bilinmemekle beraber, yazılı olmayan kaynaklara göre Zülkadiroğlu Alaüddevle tarafından yaptırıldığı tespit edilmiş. Üzerindeki kitabe de bunu doğrulamaktadır. Kitabeden Sultan Kansu Gavri zamanında hicri 907 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Mihrap, minare ve minberi orijinaldir. Ashap gül ağacından sedef kakmalı minber Muhsin Ali adli usta tarafından onarılmıştır

Kaleden hangi yöne başınızı çevirseniz binaların arasında göğe yükselen minareler sonsuzluğa çağırıyor insanı.

Kaleden inip yürüyoruz Kahramanmaraş’ın eski ahşap evleri arasında. İki katlı, üç katlı, cumbalı evler. Sıvası dökülmüş evlerin böğrüne sıkı sıkı sarılmış asmalar, sarmaşıklar, karşılıyor bizi. Kahramanmaraş evlerinin bazıları belediye tarafından restore edilerek gelecek kuşaklara taşınmaya çalışılmış.

Ara sokaklardan ilerleyip şehrin tarihin de simgeleşmiş sütçü imamının Maraş’ın kurtuluşunda ilk kurşunu attığı yere gidiyoruz. Süt kadar ak yürekleri ile savaşan Maraş halkının yürekli vatan evlatlarında birisi Sütçü imam.

Onun anısına ilk kurşunun atıldığı yere çeşme yapılmış. Düşman askerlerinin vurulduğu yere ise bir şadırvan kondurulmuş. Bu çeşmeler yoldan gelip geçenlere, özgürlüğün, bağımsızlığın, onurun ebediyete kadar su gibi akıp gideceğini haykırıyor.

Kahramanmaraş’a varıp da Sütçü İmamın kabrini ziyaret etmemek olmaz. Ulu bir çınarın altında yatan sembol kahramanın öyküsünü de paylaşmak gerek.

Maraş birinci dünya savaşından sonra Franzsılar tarafından işgal edilince, yörede yaşayan Ermeniler ayaklanmışlar. Fransızlardan aldıkları desteklerle Türklere öldürmeye, taciz etmeye başlamışlar. Geçimini Sütçülük yaparak sağlayan Sütçü İmam yüreğinde işgalin acısı ile işi ile meşgul olmaktadır.

Uzunoluk hamamından çıkan 3 kadın ve bohçalarını taşıyan bir erkek çocuğunu gören Fransız-Ermeni devriyesinden bir asker; “Burası artık Türk memleketi değildir. Fransız müstemlekesinde peçe ile gezilmez!” diyerek kadınların peçesini zorla açmak istedi. Kadınların feryadına koşan Çakmakçı Sait; askerler tarafından şehit edilir. Bu olayı gören Sütçü İmam belindeki tabancayı çıkartarak iki ermeni askeri vurur. Maraş’ın kurtuluşunda atılan bu ilk kurşun, hürriyetin, özgürlüğün kıvılcımı olur. Ve Maraş verdiği mücadele özgürlüğüne kavuşur. 7 Şubat 1973 te meclis tarafından Kahramanlık unvanı ile ödüllendirilir.

Tarihi Maraş çarşılarında, şehrin kültürünü de kayıtlara geçiriyoruz. Ceviz işlemeciliği, özelikle cevizden yapılan sandıklar genç kızların çeyizini bekliyor. Köşkerçilik, Bakırcılık sanatları hala en orijinal eserleri ile karşılıyor bizi pazarlarda.

Kahramanmaraş sokaklarında attığımız her adımda ruhumuz özgürlük ateşi ile tutuşurken, şehrin tarihi, kültürel mirası içersinde kaybolup gidiyoruz.

Her mevsim serin ve bol oksijenli havasından ciğerlerimize kadar çektiğimiz şehirde güneş başını eğiyor. Gitme vakti yaklaşıyoruz. Gitmenin yoluna koyuluyoruz yavaş yavaş. Kahramanmaraş’a gidip de Maraş Dondurması yemeden olmaz herhalde. Şehrin dışında şehirler arası yol üzerine kurulmuş Maraş dondurması satan mekanlardan birinde yüreğimizin yangınına bir ferahlık olsun diye dondurma yiyoruz. Maraş’a gidip de eli boş dönmek olmaz her halde, dünyanın en dayanıklı, keçi sütünden yapılan dondurmasından paketlettirip dostlara da dondurma götürüyoruz Kahramanmaraş’tan. Geride tarihi, kültürü, özgürlüğü, kahramanlığı, yeşiller içinde parlayan kahramanlık madalyasını bırakarak

 

12 Şubat…bugün Kahramanlık Madalyasının HAK EDENE verildiği bir gün.

 KAHRAMANMARAŞ'LIM

Bugün 12 Şubat…

Bugün çok başka bir gün…

Bugün çok özel bir gün…

Bugün dünyanın, kahramanlıklarını kabul ettiği, saygı duyduğu bir gün…

Ve bugün Kahramanlık Madalyasının HAK EDENE verildiği bir gün.

Anlatımı çok zor olan bugünü kutluyoruz.

Coşkuyla…

Arzuyla…

Gururla…

Onurla.

“Verilmez, alınır” diye bir söz var…

Bu söz Maraşlının yapısına, karakterine çok uygun düşüyor…

Maraşlı, kendi emeği, kendi arzusu, kendi isteği, en önemlisi kendi yüreği ile almamış, kopartmıştır madalyasını…

Kopartması gereken yerden…

Yedi düvelin kabul ettiği kahramanlıklar göstermiştir…

Bugünkü tabloyu oluşturan…

Sizleri SİZ yapan…

Bizleri BİZ eyleyen.

Çakal sürüleri misali şehirlerine saldıranlara, kadın, kız, kızan’ı birbirinden ayrıştıramayanlara, köpekler misali salyalar akıtanlara dünyanın kaç bucak olduğunu kanıtlayan…

“Aslan yürek” taşıyan…

Lokmasını paylaşmasını bilen…

“Komşum AÇ iken, ben TOK yatamam” deme erdemi gösteren…

Mevlana misali gönlü KAVİ olan…

Keremli bakan, kerem’ce davranan…

SİZLERSİNİZ.

Bu vasıflarınız yüzünden size “Kahramanlık Madalyası”

verilmiş…

Zamanın Büyük Millet Meclisi, yedi düvelin “helal olsun” diyerek, kabul buyurduğu gerçek yüzünden sizleri madalyaya layık görmüş…

Kahraman saymış…

Örnek göstermiş.

Sevgili Kahramanmaraşlılar, “Kimseyi kimseden ayırmadan her Maraşlı benim ve benim gibi düşünenlerin gözünde birer kahramandır.”

Sütçü İmam’dır…

Abdal Halil Ağa’dır…

Aslan Bey’dir…

Doktor Mustafa’dır…

Çuhadar Ali’dir…

Mıllış Nuri’dir…

Muallim Hayrullah’tır…

Yusuf Çavuş’tur…

Rıdvan Hoca’dır…

Onbaşı Osman’dır…

Senem Ayşe’dir…

“Kahramanlık” yazılmaz, sorgulanmaz, yaşanır…

Bugün, birlik ve bütünlüğünüzün herkesin kabul edildiği düzeyde yaşanacak ve yaşatılacak olmasını kelimelerle anlatamazsınız…

O günleri yaşamak, ama sadece yaşamak gerekir…

Bu onuru, bu gururu yaşamış olanların torunları olmaktır sizleri farklı, özel, öncelikli ve özellikli kılan baş faktör…

Sorarım size, “Bu muhteşem kelamın üzerine kelam konulabilir mi?

Yukarıda isimlerini sıraladığım bir avuç aslan yürekli, küffara dünyanın kaç bucak olduğunu kanıtlarken, kanı ile şu satırları yazma başarısı göstermiş, “Maraş bize mezar olmadan, düşmana gülizar olamaz.” Ben de onu yapıyorum ve

“Bayramınız kutlu olsun” diyorum...

 

MARAŞ DONDURMASININ DOĞUŞU

Osmanlılar döneminde saraylar da “KARSAMBAÇ” adı verilen bir yiyecek türü varmış… Bu yiyeceği yapmak için, dağların pek güneş görmeyen yamaçlarında kuyular açılır ve bu kuyular kış mevsiminde karla doldurularak saklanırmış. Yazın sıcak günlerinde süt, mayam şerbeti ve diğer meyve suları bu karla karıştırılarak soğutulurmuş. (bu gelenek halen Kahramanmaraş’ta yapılmaktadır.) daha sonra bu karışıma o sıralarda Halep’ten gelen şekerde eklenmiş. Zaman zaman şekerin dışında pekmez ve balda katılmış.  

Osmanlı saraylarına ve asil konaklarına yabani orkide (salep) satan Maraşlı Osman ağa yörede “cinsel gücü artırıcı” olarak bilinen bu içeceğin artanını bir gün saklamak için kara gömmüş. Ertesi gün baktığında, Salebin kıvamındaki değişiklik dikkatini çekmiş. Süt, şeker ve salep karışımının yoğunluk kazandığını ve sakız gibi uzadığını görmüş. Bu yeni gıda maddesinin tadına bakan herkes pek çok sevmiş. Salepli karsam baç olarak başlayan bu gelişme üç kuşak sonra” MARAŞ DONDURMASI” olarak tanınmaya başlamış.

Kahramanmaraş’ı çevreleyen Ahırdağ'ının yamaçlarında özellikle kekik, keven gibi rey halı otlarla beslenen keçilerin sütünden, birinci kalite salepten üretilen bu günkü Maraş dondurmasındaki en büyük özellik sütün keçi sütü olmasından kaynaklanmaktadır...

 

 COĞRAFİ YAPISI

 Akdeniz Bölgesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer alan Kahramanmaraş’ın doğusunda Malatya ve Adıyaman, güney ve güneydoğusunda Gaziantep, batı ve güneybatısında Adana, kuzeybatısında Kayseri, kuzeyinde de Sivas illeri bulunmaktadır. İlin yüzey şekilleri Torosların güneydoğu parçaları olan, yükseklikleri 3000 m.ye ulaşan dağlar, bunların arasında kalan platolar ve tektonik kökenli düzlüklerden oluşmaktadır.Güneydoğu Torosların uzantıları olan Engizek Dağı, Ahırdağı, Amonos ( Nur) Dağları, Nurhak Dağları, Kandil Dağları, Sarımsak Dağı, Düldül Dağı ve Binboğa Dağı il topraklarını engebelendirmektedir. Bunlar jeolojik dönemlerde, üçüncü zamanın Alp sistemi kıvrım dağların olup, çeşitli aşınmalarla düzleşmiş ve Neojen dönemin sonunda yükselmiş kırıklı ve kıvrımlı dağ sıralarıdır.

İl toprakları 350-3000 metre arasında değişen geniş ovalarla kaplıdır. Ceyhan Vadisi boyunca sıralanan bu ovaların başlıcaları Elbistan Ovası ,Göksun Ovası ve Kahramanmaraş ovalarıdır. Ayrıca Gâvur, Maraş, Göksun, Aşağı Göksun, Afşin, Elbistan, Andırın, Mizmilli, Narlı ve İnekli Ovaları da onları tamamlamaktadır.

İl topraklarını sulayan önemli akarsuyu, 509 km. uzunluğundaki Ceyhan Nehri’dir. Orta Toroslarda Nurhak Dağı’ndan Söğütlü deresi ismi ile çıkan, Hurman ve Göksun Çaylarının birleşmesi ile Ceyhan ismini alan bu nehir, Çukurova’dan geçerek İskenderun Körfezi’ne dökülür. Bu arada dağlardan küçük akarsular da ona katılır. Ceyhan Nehri’nin bir diğer kolu ise Aksu Çayı’dır. İldeki diğer akarsular, Deliçay, Erkenez Çayı, Körsulu Çayı, Peynir Dere, Kerhan, Geben, Nurhak, Söğütlü, Hurman, Üngüt, Mismilli, Göksu ve Gökpınar’dır.

Kahramanmaraş’ta Gavur Gölü bataklık olduğundan, D.S.İ. tarafından kurutulmuş ve bunun dışında da ilde doğal göl bulunmamaktadır. Ahır Dağlarında tektono-karstik özellikteki Karagöl ile Küçük Göl yer almaktadır. Ayrıca İl alanında Kartalkaya Barajı (Aksu çayı üzerinde,sulama amaçlı ve taşkınların korunması amaçlı, bitmiş durumda), Sır Barajı (Ceyhan nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı,bitmiş durumda), Ayvalı Barajı ( Erkenez çayı üzerinde, içme ve sulama amaçlı, yapımı devam etmekte ve Kılavuzlu Barajı (Ceyhan nehri üzerinde,enerji üretimi amaçlı,yapımı devam etmekte), Menzelet Barajı (Ceyhan Nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı) Berke Barajı (Ceyhan Nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı) yer almaktadır.

Kahramanmaraş’ta yükseltiye bağlı olarak bitki örtüsü de değişmektedir.Burada Orman, Alpin ve Maki Formasyonu olmak üzere üç çeşit bitki formasyonu görülmektedir. Bunlardan Çalı Formasyonu 500-1200 metreler arasında yer almaktadır. Maki Formasyonu içinde , Kermes meşesi, Mazı meşesi, Laden, Sandal, Zeytin, Diş budak, Sumak, Akça Kesme, Karaçalı, Erguvan gibi bitki türlerine rastlanır. Orman Formasyonunda iğne yapraklı ağaçlardan Kızılçamlar çok sayıda bulunmaktadır.Bunların arasında, Karaçam, Göknar, Sedir, Ardıç ve Meşe türleri bulunmaktadır. Alpin ot formasyonunda Geven, Burçak, Menekşe, Gelincik, Yumak, Çoban Yastığı gibi bir bitki örtüsü bulunmaktadır.

Kahramanmaraş üç ayrı coğrafi bölgenin, Akdeniz Bölgesi ,Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin birbirine en çok yaklaştığı alanda yer almaktadır. Coğrafi konumu ve diğer faktörlerinde etkisi ile üç farklı iklim tipi arasında “Bozulmuş Akdeniz İklimi’’ne daha yakın bir iklim özelliği gösterir. Kahramanmaraş’ta merkezde görülen iklimin aksine kuzeye doğru gidildikçe yükseltiye bağlı olarak tamamen karasal iklim özellikleri görülür.

Deniz seviyesinden 568 m. yükseklikteki K.Maraş’ın yüzölçümü 14.346 km2 olup,

2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, 1.002.384’tür.

İlin ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Kahramanmaraş’ın doğal yapısı ve farklı iklim özellikleri her türlü tarım ürününün burada yetiştirilmesine olanak sağlamaktadır. Ayrıca Kartalkaya Barajı’nın tarım alanlarını sulaması ile de sebze ve meyve üretimi geniş ölçüde artmıştır. Yetiştirilen başlıca ürünler; buğday, arpa, şeker pancarı, nohut, çiğit, pamuk, patates, soğan, fasulye, üzüm, elma, domates, patlıcan, lahana, salatalık, armut, zeytin, kayısı, dut, ceviz, şeftalidir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup, sığır, koyun, at, kıl keçisi, inek yetiştirilmektedir. Kümes hayvancılığı ve arıcılık da yapılmaktadır. Ormancılıkta, yakacak ve kerestenin yanı sıra, reçine ve defne yaprağı elde edilir. Kahramanmaraş kalkınmada öncelikli iller kapsamına alındığından sanayii tesisleri kurulmuştur. Bunlardan başlıcaları; Pamuklu Sanayii Müessesesi, Süt Endüstrisi Kurumu, Et Balık Kurumu, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu, Türkiye Elektrik Kurumu’dur. Bunların yanı sıra özel sanayii kuruluşları da bulunmaktadır. İldeki yer altı kaynakları ise; Afşin yöresinde çimento hammaddesi, Elbistan yöresinde alüminyum ve demir, Pazarcık yöresinde manganez, tuğla ve kiremit hammaddesi, merkezde barit yataklar bulunmaktadır. Ayrıca ilin çeşitli kesimlerinde maden suyu kaynakları vardır...

 

 

 

--